Burak Gülez | Gençlerin yeni Mekanı|

ßenim Mekanıma Hoşgeldiniz İyi Eğlenceler...
 
AnasayfaKapıSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 1990'lı Yıllarda Verimli Hilal'de Hatay

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 02/07/08

MesajKonu: 1990'lı Yıllarda Verimli Hilal'de Hatay   Salı Ağus. 05, 2008 10:56 am

ÖNSÖZ

1936-1939 yılları arasında Türk Dış Politikası’nın en önemli gündem maddelerinden birini oluşturan “Hatay Sorunu “’ nun kökeni I. Dünya Savaşı yıllarına kadar uzanır. Böl ve yönet politikasının Batılı büyük güçler tarafından Ortadoğu’da yaşayan Arap halk üzerinde bağımsızlık vaatleriyle etkin bir şekilde tatbik edildiği bu süreç, büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu “İskenderun Sancağı”’nda farklı bir seyir izlemiştir.
Batılı büyük güçlerin, özellikle İngiltere ve Fransa’nın Ortadoğu politikalarının bir sonucu olan bu sorun, uluslararası koşullar bazında değerlendirildiğinde Milletler Cemiyeti’ne kadar gidecek uluslar arası hukuk kuralları çerçevesinde dünya kamuoyunun görüşüne başvurularak çözümlendirilmeye çalışılmıştır. Fransız manda yönetiminin ardından önce 1938’de yapılan seçimlerle bağımsızlığına kavuşan Hatay bir sonraki aşamada da Türkiye Cumhuriyeti’nin 63. vilayeti olmuştur. Şüphesiz bu başarıda uygulanan etkin, tavizsiz, kararlı politika kadar, gelişmeleri en yakından takip eden ulusal mücadelenin önderi Mustafa Kemal’in payı yadsınamaz.
O günlerden bu günlere, aradan geçen uzun zamana rağmen sorun her ne kadar Türkiye açısından kesin çözüme kavuşturulmuş olsa da, Hatay’ın Türkiye’ye katılması hiçbir zaman Suriye tarafından kabullenilememiştir. Koşullar ve çıkar dengeleri değiştikçe her fırsatta yenilenen bir hal almıştır, ve sanırım almaya da devam edecektir. “Büyük Suriye İdeolojisi “ ve “Verimli Hilal “ tezleri bunun en açık göstergeleridir. Bu noktadan hareketle çalışmanın ağırlıklı dönemini oluşturan 1990’lı yıllara geçmeden önce sorunun kaynaklandığı 1930’lu yıllar ve öncesini tarihsel bir perspektif ile bakmak kanaatimce “Hatay Sorunu “ ‘nu anlamada ve analiz edebilmede yardımcı olacaktır.
İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ

1.BÖLÜM


Hatay Sorunu’ nun tarihsel gelişimi

I.MONDROS MÜTAKERESİ ÖNCESİ OSMANLI ÜLKESİ ÜZERİNDEKİ PAYLAŞIM PLANLARI
II.1918-1921 YILLARI ARASINDA “ İSKENDERUN SANCAĞI “ ( Mondros Mütarekesi ve Sancağın Fransızlar Tarafından İşgali İle Başlayan Yeni Süreç )
A ) PARİS BARIŞ KONFERANSI VE MANDA SİSTEMİ
B ) ANKARA İTİLAFNAMESİ
III.FRANSIZ MANDA YÖNETİMİ ‘NDE SANCAKTAKİ GELİŞMELER ( 1921-1936 DÖNEMİ )
IV.VE SANCAKTA YENİ REJİM...( Sancakta İlk Seçimlerle Kurulan “Bağımsız Hatay Devleti “ ‘nden Türkiye’nin 63. Vilayeti Hatay’a )






2.BÖLÜM



1990’lı Yıllarda “ HATAY SORUNU “

I.BÜYÜK SURİYE İDEOLOJİSİ VE VERİMLİ HİLAL ‘DE “ HATAY “
II.SÜREGELEN HATAY SORUNU VE ASİ NEHRİ CEPHESİ-SORUNUNUN “ SU “ BOYUTU
III.SON SÖZ
--------------------------------------------------------------------------------
MONDROS MÜTAKERESİ ÖNCESİ
OSMANLI ÜLKESİ ÜZERİNDEKİ PAYLAŞIM PLANLARI


Günümüz dünyasındaki milletler arası münasebetlerin yapısını ve niteliğini oluşturan gelişmelerin başlangıcı, 1914-1918 arasında cereyan etmiş olan 1. Dünya Savaşı ve onun sonuçlarına kadar gitmektedir. Fakat 1. Dünya Savaşı durup dururken patlak vermiş olan bir milletler arası buhran değildir. [1]Birinci Dünya Savaşı’nın sebep ve sonuçları, Fransız İhtilali ve çeyrek yüzyıl süren ihtilal savaşlarının, müteakip yüzyıl içinde meydana getirdiği gelişmelerin devamlı ve tabii bir sonucundan başka bir şey değildir. Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı bir sonucundan başka bir şey değildir. Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı yeni fikirler, telakkiler ve siyasal-sosyal müesseseler, devletlere olduğu kadar, milletlerin davranışlarına da yeni istikametler vermiştir.[2]
1914 yılı dünya konjonktürüne bakıldığında konumu ve stratejik özellikleri sebebiyle Ortadoğu ve Anadolu toprakları üzerinde, güçlü bir şekilde olmasa da, hakimiyetini sürdüren Osmanlı İmparatorluğunun hangi blok yanında yer alacağı sorunu, savaşın dengesi üzerinde etkin bir role sahipti. Savaşın başlarında tarafsızlığını ilan etmekle beraber, Osmanlı Devleti Ağustos ilk haftasından itibaren gelişen olaylar ve Almanya’nın çabaları sonucu kendini bir anda savaşın ortasında bulmuştur.
İtilaf Devletleri, savaş esnasında Anadolu ve Ortadoğu toprakları üzerindeki çıkarlarını gizli anlaşmalarla ortaya koydular. 1915, 1916, 1917 yıllarında yapılan bu gizli anlaşmalar Çarlık Rusya’sını deviren Bolşevik Hükümeti tarafından 1917’de açıklanınca su yüzüne çıkacaktır.
İstanbul Antlaşması (1915 ) ile İstanbul ve Boğazlar üzerindeki egemenlik Rusya’ya verilirken, bu durum kendi hissesini elde etmek isteyen Fransa’yı harekete geçirdi. İngiltere ile Fransa’nın Anadolu topraklarını paylaşım planının ilk aşaması, 1915 yılının ilkbahar ve yaz aylarında Rusya ile Fransa arasında, Suriye ve Adana bölgesinin Fransa’ya verilmesiyle prensipte tamamlandı.
İngiltere ve Fransa, Rusya’ya verilen büyük ödülü dengelemek için kendi aralarında bir antlaşma yapma zorunluluğu duyacaklar, Ruslara da onaylattırılacak olan bu antlaşmayla ( Sykes – Picot Antlaşması ) Ortadoğu’yu kendi aralarında paylaşacaklardı. Ancak bu paylaşım savaşında müttefik güçlerin kendi aralarında da çıkar çatışmaları gizli olarak sürmekte. Örneğin; İngiltere Fransa’ya haber vermeden Ortadoğu Araplarını Osmanlı Devleti’ne karşı savaşa kışkırtmakta, bu bölge üzerindeki planlarını gizli yürütmekteydi. İngiltere, Arapları ayaklandırarak Osmanlı Devleti’ni arkadan vurmak amacıyla Mekke Şerifi Hüseyin ile temasa geçmiştir.[3]Şerif Hüseyin’in Hicaz’ın bağımsızlığını ilan etmek istemesi ve Hilafetin de Padişahtan alınması konusunda İngiltere’nin kendisine yardım etmesini şart koşması üzerine İngiltere işin üstüne düşmekten vazgeçti. Çünkü McMahan, İngiltere Hükümeti adına Hilafetin Araplara geçmesini onayladıklarını, ancak sınırlar ile ilgili öneriler için henüz zamanın erken olduğunu düşünüyordu. [4]
Osmanlı Devleti de savaşa katıldıktan sonra ve savaş gün geçtikçe şiddetlenince, İngiltere Şerif Hüseyin ile anlaşmak için çabalarını arttırdı. Mekke Şerifi, 5 Kasım 1915 tarihli mektubunda Mersin ve Adana’nın sınır dışı tutulmasını kabul edebileceklerini, ancak diğer bölgelerin tümüyle Arap olduğunu ileri sürerek İskenderun Limanı’nın sınırlara dahil olmasını istiyordu. Bu pazarlığın gizliliği Kasım 1915 ‘de İngiltere’nin, müttefiki Fransa’yı bu görüşmelerden haberdar etmesine kadar sürdü. Fransa, İngilizlerle Mekke Şerifi arasındaki antlaşmayı onaylayacağına ve planlanan isyana yardım edeceğine söz vermesine rağmen, Arapların askeri yönden başarılı bir sonuç alabileceğine inanmıyordu. Bu nedenle isyanın çıkma olasılığı belirince, İngiltere’yi, Suriye ve Kilikya üzerindeki Fransız taleplerini kesin olarak tanımaya yönelterek bir antlaşma yapmaya zorlayacaktı. [5]
1915 yılında İtalya’nın Müttefik güçlere katılmasıyla imzalanan Londra Antlaşmasında Fransa, İngiltere ve Rusya’nın Arabistan’a tanıyacağı bağımsızlık hakkını İtalya da onaylıyordu.[6]Ancak, Ortadoğu için vaad edilen bu bağımsızlığın söz konusu güçlerin çıkarları ile bağdaşmasına imkan yoktu.
Bütün pazarlıklar kesin olarak 16 mayıs 1916’da imzalanan “Sykes – Picot Antlaşması” ile belirlendi. Bu paylaşma planına göre güney – güneydoğu Anadolu ve Suriye Fransa’ya ;bunun güneyinde kalan ve özellikle Irak’ı, yani petrol bölgesini içine alan araziyi içine alacaktı.[7]İskenderun şehri serbest liman olurken Araplara vaad edilen “Arap Devleti” büyük güçlerin himayesinde olmak üzere kabul ediliyordu. Mekke Şerifi Hüseyin’e verilen sözler tutulmamıştı.
Böylece Ortadoğu’nun tüm siyasal dengeleri Batılı güçler lehine yeniden biçimlendirilirken; İskenderun Sancağı Halep vilayetine bağlı olduğu için Fransızların nüfuz alanı içinde kalıyordu.

[1] ARMAOĞLU Fahir, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi ( 1914-1990 ) , Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1994, s.3

[2] ARMAOĞLU Fahir, a g e , s . 99

[3] ARMAOĞLU Fahir, Siyasi Tarih ( 1789-1960 ), Ankara, Sevinç Matbaası, 1964, s.440

[4] DEMİRDÖĞEN Ülkü, “Hatay Sorunu “ (Basılmış Doktora Tezi ), İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul , 1983, s.7

[5] H.W.V. Temperley (der ) , “History of the Peace Conference “,Vol.VI,London, Oxford University Press, 1924, s.14-15’den aktaran DEMİRÖĞEN, a g e , s.9

[6] J.C. HUREWITZ,”Diplomacy in the Near and Middle East”, New Jersey,D. Van Nostrand Compony, Inc., 1956, s.9


[7] TEKİN Mehmet,”Tarihte Hatay ve Hatay Devleti”, Antakya, Kırıkhan Gazetesi Matbaası, 1986, s . 13




--------------------------------------------------------------------------------
II

1918 – 1921 YILLARI ARASINDA
“İSKENDERUN SANCAĞI”



I . Dünya Savaşı bütün şiddetiyle devam ederken 1918 Ekim ayı sonlarına kadar İngiliz desteğiyle Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Faysal yönetimindeki Arap ordusu Suriye’nin hemen tümünü işgal etti. Mondros Mütarekesinin 30 ekim 1918’de imzalanmasıyla bu ilerleme durdurulmuş oluyordu. Bu sırada “Suriye Cephesindeki ordumuz 1918 yılının 25-26 Ekim gecesi Halep’i terk edip kuzeye çekildi. Orduların kumandanı Mustafa Kemal Paşa idi. 402 yıl 1ay 21 gün Türk idaresi altında yaşayan ve önemli bir kültür – ticaret merkezi haline gelmiş olan bu şehir 5 İngiliz Süvari Tümeni tarafından çarpışmasız işgal edildi.” [1]İngilizler, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından 6 gün sonra Musul’u işgal ettiler ve İskenderun’u da işgal hazırlıklarına başladılar. Adana’da Yıldırım Orduları Komutanlığına getirilmiş olan M. Kemal Paşa, Anadolu’yu savunmak için kuvvetlerini Toroslar’ a çekmeye başlamıştı. [2]İstanbul Hükümetinin ateşkes antlaşmasının feshedilmesi korkusuyla İngilizlerin taleplerinin tam olarak uygulanması isteğinin M. Kemal tarafından reddedilmesi ve aksi tedbir alınması sonucu 10 Kasım günü Yıldırım Orduları grubu lağvedildi.
M. Kemal Paşa, görevden ayrılmadan önce ordumuz bütün Suriye’den çekilinceye kadar Antakya ve havalisinin müdafaasına ve en son anda Anadolu içlerine çekilmesine karar vermişti. Bu karar ve amir uygulanmış olduğundan, Antakya ve havalisi henüz Türk idaresi altında bulunuyordu.[3]
Ancak Osmanlı yönetimi tüm uyarılara rağmen, feshedilebilir korkusuyla Mondros Mütarekesi’nin ağır hükümlerini uygulamaya, müttefiklerin tüm isteklerini yerine getirmeye devam etmiştir. Mütareke imzalandıktan sonra bir İngiliz müfrezesi Antakya’ya gelerek burayı 5-6 gün süreyle işgal altında tutmuştur.[4]Bu arada İngiliz kamuoyu Suriye ve Kilikya’nın işgalinin imparatorluk kaynaklarını zorladığı gerekçesiyle hükümete baskı yaparken, Diğer yandan Fransızlara daha önce bu bölgelerin hakimiyeti sözü neticesinde İngiliz birlikleri yerini Kasım 1918’de Fransız kuvvetlerine bırakmak zorunda kaldı. Bunun ertesinde Fransız askeri 7 Aralık 1918’de Antakya’yı işgal etti. Ancak daha öncesinde “ 27 Kasım 1918’de merkezi Beyrut’ta bulunan Fransa Yüksek Komiserliği’nin bir kararnamesi ile, İskenderun merkez olmak üzere Antakya, İskenderun ve Harim kazalarını içine alan “İskenderun Sancağı “ kuruldu. Sancak, askeri bir vali tarafından yönetilecekti. [5]”Fransız askerleri Antakya’ya gelince 52 gün önce ilan edilen Arap Hükümeti ile kentte yaşayan Türklere uygulanan baskı ve anarşi ortamı da son buldu. Fransızlar, gelişlerinden 23 gün sonra 30 Aralık 1918 günü idareye fiilen el koydular. Hükümet Konağı’na Fransız bayrağı ise 21Ocak 1919 günü çekildi. Bu tarih kesin işgal ve Fransız egemenliğinin başlangıcıdır.”[6]
Fransız işgaline tepki daha çok Ermeni davranışları yüzünden başladı. Fransızların bölgedeki Ortodoks Hıristiyan, Alevi Türkmen ve Ermenileri, Sünni Türk ve Araplara karşı tutmaları, Araplar ve Türkler arasındaki milliyet, daha doğrusu kavmiyet tefrikasını ortadan kaldırdı. Ermenilerin Payas ve Dörtyol’daki taşkınlıkları ise silahlı mukavemet doğurdu.[7]

[1] TEKİN Mehmet, a g e, s . 13

[2] DEMİRDÖĞEN Ülkü, a g e,s . 13


[3] TEKİN Mehmet,a g e, s . 14-15

[4] MELEK Abdurrahman, “Hatay Nasıl Kurtuldu?”, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1966, s.2


[5] TEKİN Mehmet, a g e , s . 19

[6] Aynı eser, s . 20

[7] Türk Ansiklopedisi , 19. cilt, Ankara, Milli Eğitim Basımevi, 1971, s . 63
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://burakgulez.forumclan.net
 
1990'lı Yıllarda Verimli Hilal'de Hatay
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» R11 GTS Ve Flaş 1990 Türkçe Tanıtım Broşürü

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Burak Gülez | Gençlerin yeni Mekanı| :: Ödevleriniz :: Sosyal-
Buraya geçin: